EğitimSiz misiniz?

Neredeyse tüm şirketlerde “Eğitimin her sorunu çözebildiği” ile ilgili oldukça yaygın bir inanç olduğunu gözlemliyorum.
Eğitim güzeldir, faydalıdır, değerlidir lakin sanılanın aksine her derde deva değildir.
Neden eğitim her derde deva değildir peki?
Eğitimi çok küçük yaşlarda, önce ailemizden almaya başlarız.
Bu süreçte, ailemizden sonra öğretmenlerimiz ve sonrasında akrabalarımız, arkadaşlarımız gibi kişiler, kısaca bizi etkileyecek herkes, yer almaktadır.
Dolayısı ile kişiliğimizin oluşumunda pek çok şey rol oynamaktadır.
“Anne, Ayşe saçımı çekti.” diye şikayet eden kızınızın arkadaşıyla yaşadığı böyle bir problemini çözebilirsiniz. Ayşe’nin ailesi ile görüşür ve çocuğun bu davranışın nedenini öğrenerek ailesinin uygun bir şekilde uyarısıyla bu davranışın önüne geçebilirsiniz.
“Of anne! Ödev yapmak istemiyorum.” diye şikayet eden oğlunuz ile konuşup, neden ödevlerini yapmak istemediğini öğrenip çözüm üreterek, ona uygun bir şekilde ne yapması / yapmaması gerektiğini söyleyerek bu problemi de çözebilirsiniz.
Belirli yaş aralıklarında oldukça işe yarar eğitim, çünkü “ağaç yaşken eğilir”.
Yetişkinler söz konusu olduğunda ise bu konu biraz daha farklılık gösterir.
Örneğin, aynı yerde ve aynı pozisyonda çalışan iki kişiden yalnızca biri terfi almaya uygun görüldüğünde, diğeri o güne kadar yaptığı işleri yapmayı bırakır ve deyim yerindeyse işlerini savsaklamaya başlar çünkü nasıl olsa o terfi almaya uygun görülmemiştir, halbuki en çok o çalışıyordur, hakkı yenmiştir, kısaca mağdurdur ve elbette ki ( kendine göre ) haklıdır. Bu tarz profillerle ne kadar konuşsanız da eğitimle desteklemeye çalışsanız da bu kişinin tavır / tutum konusunda sorun yaşamakta olduğunu gösterir. ( Gerçekten işini hakkıyla yapmasına rağmen mağdur olan kişileri tenzih ediyorum. )
Bir diğer örnek yine aynı pozisyonda çalışan iki insanın üstlendiği görevlerle ilgili olsun.
Biri, sadece kendisine verilen işi yapıp geriye kalan vaktini, ortadan kaybolarak ve / veya oturup kahve içerek geçirirken diğeri kendisine verilen işleri bitirdiğinde, başka yapıp yapamayacağı bir şey olup olmadığını sorar. Sordukça da kendisine yeni görevler almaya, kendi gelişimine katkı sağlarken aynı zamanda çalıştığı şirkete de katkı sağlamaya başlar ve takdir görür. Bu gibi durumlarda, sorumluluk almaktan kaçan diğer arkadaşı kendisini içten içe kıskanmakla kalmaz, çalışma ortamında agresifleşerek sorunlar çıkarmaya başlar. Bu da yine kişinin tavır / tutum konusunda sorun yaşamakta olduğunu gösterir.
Dolayısı ile, yöneticilerden “Hadi bak, git bir konuş, bir eğitim ver de düzelsin.” talepleri gelmesi yerine, öncelikle sorunun kaynağını bularak buna göre aksiyon almaları daha sağlıklı bir adım olacaktır. Yöneticiler öncelikle çalışanların sorunları ile ilgilenmeli, çözüm aramalı, eğer eğitim verilerek gelişimine katkı sağlanacak bir husus var ise de buna göre ilerlemelidir.
Eğitim şart elbette ama doğru yerde, doğru şekilde ve doğru kişiyle…
Yolunuz aydınlık olsun…
Meltem Akalın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2026 meltemakalin.com.tr ❤️